"Edebiyat, peşindeki iri gri kurtla bir çocuğun Taş Devri vadisinden 'Kurt, kurt!' çığlıklarıyla koşarak geldiği gün doğmadı; edebiyat, bir çocuğun 'Kurt, kurt!' çığlıklarıyla peşinde kurt olmadan koşup geldiği gün doğdu." Vladamir Nabokov
14 Ağustos 2013 Çarşamba
Rüyalara Dair...
"Masal, tıpkı rüya gibi tutarsızdır; olağanüstü nesneler ve olaylar bütünüdür, müzikal bir hayaldir […], doğanın ta kendisidir. Ahlakçı kaçınılmazlık ve kurallara uygun şekilde düzenlenmiş tutarlılık, masal kavramına en aykırı şeylerdir.Masal doğanın anarşisidir, soyut rüya âlemidir. Bu soyutlamadan, ölümden sonraki durumumuza ilişkin sonuçlar çıkarılabilir.” Novalis
Barthes "küçük ölüm" der rüyaya... Kendimizi hapsettiğimiz bir sürü sihirli lamba var: beyin de bunlardan biri belki de tek gerçek; ruhun sihirli lambası beyin... Adorno rüya ölüm gibi siyahtır der... Marguerite Yourcenar'ın Rüya ve Kader'i ile Adorno'nun Rüya Kayıtları, rüyalar alemine geçiş metinleri olarak değerlendirilebilir. Ayrıca Donnie Darko, The Science of Sleep izlenebilir ya da gözler kapanır ve kendi alemine döner insan... Rüya kendi zihninde veya başka bir zihinde yer almanı sağlar; tıpkı bir tavşan deliğinden harikalar diyarına giden Alice gibi...
“Rüyalarımız sadece ‘bizim rüyalarımız’ olarak birbirleriyle ilişkili değildir; aksine devamlı ve aralıksız bir bütün oluştururlar ve Kafka’nın bütün hikâyelerinin ‘aynı yerde’ geçmesi gibi bütünsel bir dünyaya aittirler. Ama rüyalar kendi aralarında ne kadar bağlantılı olursa veya kendilerini ne kadar tekrar ederse, bizim onları gerçeklikten ayırt edememe tehlikemiz de o kadar büyük olur”. Adorno
9 Temmuz 2013 Salı
ZALİM – MAZLUM KISIRDÖNGÜSÜ
“zalimin zulmü varsa…”
Her günümüze bir acının gölgesi düşer bu topraklarda... Her gün bir yas vardır… Bu ülkede zulüme alkış tutanların diliyle söylemek gerekirse bir gün onların anneleri, bir gün bunların anneleri ağlar. Sonuçta herkesin ağladığını kimse anlamaz bir türlü…Bütün bir ülke ağlıyor diyemezsiniz, izin vermez size bu dil… Zulüm; nereden ve kimden gelirse gelsin fırtına biçmeye mahkumdur. Her Firavun'un bir Musa'sı vardır, doğrudur. Musa gibi yola çıkıp Firavunlaşmaksa bu memleketin en büyük ıstırabıdır. Güçle sınanmak sınavların en büyüklerindendir...Güce teslim olmak değil gücü hakkıyla taşıyıp zamanı gelince teslim edebilmektir büyüklük... Örneğin; Tolkien'in "Yüzüklerin Efendisi" bunu anlatır... Güce sahip olmak değil onu taşıyabilmektir aslolan...
Bir Apache kabile şefi adı Gokhlayeh... Yani esneyen adam... Bir gün evine döndüğünde annesi, eşi ve 3 çocuğunun İspanyollarca öldürüldüğünü görüyor... O günden sonra "esneyen adam" bir Kızılderili efsanesine dönüşüyor: Geronimo...
Hepimiz sıradan adamlar ve kadınlarız, esneyen adamlar ve kadınlar… Zulüm kahramanlığın annesidir. Dün de bu ülkede bu yaşandı, bugünde yaşanmaya devam ediyor, edecek de… Toprağa düşen her damla gözyaşı dünyanın eksenini biraz daha kaydırır, toprağa yük olur, dünyaya yük olur… Mazlum ile zalimin rolleri en çabuk değişen rollerdir… Yeter ki aynı hamurdan olsunlar karakterleri…
Şiddeti mantığa bürüdükçe, kabullendikçe içselleştirdikçe, bizden olmayanlara karşı olduğunda haklı sebepler buldukça aslında kendi zalimimizi büyüttüğümüzü, mazlum olmak için sebepler bulduğumuzu fark etmeliyiz… Nefret ettikçe nefretimiz artar küfür ettikçe küfrümüz öyle ki nefretimizde boğuluruz da farkında bile olmayız… Bu bir kısır döngüdür. Tek yolu ise birinin şiddetten vazgeçmesidir ancak… Kızıldeniz’in ortadan ikiye yarılıp bir yola dönüşmesi için Musa gibi Firavuna sırtını dönmek gerekir.
Ülkemizdeki tüm etnik, dini, siyasal kaynaklı farklılıklarımızı bir üstünlük vesilesine dönüştürmek yerine bizleri Yaratan’ın bizim farklılıklarımızı sevdiğini anlamalıyız artık. Birbirimize benzememiz değil benzemememizi dilemiş Yaratan; tıpkı doğadaki gibi… Allah mütenevviliği sever… O’na inananlar ona karşı çıkmasınlar artık… Esneyen adamların hepsine selam olsun
10 Mayıs 2013 Cuma
CALVINO'NUN TÜRKİYE KEHANETİ
Uzunca bir süredir Calvino külliyatını YKY, Can yayınlarının bastığı kitaplar, dergi köşelerinde bulduklarım ve sahaflardan toparladıklarımla hatmetmeye çalışıyorum. Aslında paylaşılacak çok şey var Calvino ile ilgili ama bugün "Bütün Kozmokomik Öyküler'i" okurken "Var mısın Bahse" (How Much Shall We Bet?) adlı öyküde enteresan bir cümle ile karşılaştım. Bunu paylaşmak istedim.
Kozmokomik öyküleri bilenler bilir Calvino değme fizikçilere ders verir biçimde kahramanı Qfwfq vasıtasıyla evrenin doğuşunu anlatır. "Var mısın bahse" adlı hikayede ise Qfwfq pirleri (k)yK ile evrenin yaratılışından itibaren çeşitli iddialara girerler. Asurlular Mezopotamyayı işgal edecek mi etmeyecek mi, Arsenal Real Madrid yarı final maçını kim kazanır vb. sorular sorup iddiaya girerler. Kozmokomik yanı ise bunu daha evren yeni doğmuşken yıldızlar bile yokken yapmalarıdır. Okumayanlara tavsiye ederim...
Lafı fazlaca dolandırmadan sadede geliyorum. Malum geçtiğimiz günlerde uzunca bir süre Rusların inşa edeceği söylenen Nükleer santrali Japonların yapacağı ilan edildi.
Elbette nükleer enerji, Japon tercihi vs. konusunda söylenecek çok söz olabilir. Ama bugün kitapta bu satırları okuyunca Calvino ve kahramanı Qfwfq hakkında yazamadan edemezdim. (k)yK ile Qfwfq arasındaki iddialardan biri de şudur:
"Qfwfq, Türkiye ile Japonya arasında atom anlaşması bugün de imzalanmadı, görüşmelere başlanmadı bile, gördün mü bak?" ("Qfwfq, the atomic treaty between Turkey and Japan wasn't signed today; they haven't even begun talks.You see?) (Italo Calvino, Bütün Kozmokomik Öyküler, YKY, 3. Baskı Mart 2012)
İlginç olan YKY'de ilk baskı 2007, Can Yayınlarında ise 1995 tarihli, Calvino öyküyü 1964'de kaleme alır 1965'de ise yayınlar.
Qfwfq ve (k)y(K) hala aramızdalar ve Qfwfq en azından bu iddiayı kazanmış görünüyor.
Peki, Calvino neden Türkiye ve Japonya'yı seçer?
Etiketler:
Cosmicomics,
How Much Shall We Bet?,
Italo Calvino,
Nükleer Santral
15 Ocak 2013 Salı
2014 OLMADAN İZLENMESİ GEREKEN 51 FİLM
2014 OLMADAN İZLENMESİ GEREKEN 51 FİLM
Sevgili okur, başlığı okuduğunda benim bir liste insanı olduğum hissine kapıldığını biliyorum. Aslında hiç öyle bir planlama durumum yoktur, akışına bırakan insanlardanımdır ben.. Hele söz konusu sinemaysa olayın haberler, trailer vs. bölümünden çok rast geleliğine inanır ve öyle davranırım. O yüzden bir yıl değerlendirmesi yapmaya kalksam eski tarihli filmler her daim yenilerden daha fazla öne çıkar. Her film yeni bir deneyimdir ki bu sinema sitesini incelemekteyseniz bunu bilirsiniz zaten. Peki neden bir 2013 listesi yaptım sanırım bu bir yeni yıl kararı hani yüzlerce karar alırsınız ve çok azını yerine getirirsiniz ya benimki de böyle bir durum… 2013 yılını çok ama çok planlı geçirmeye karar verdim sinema açısından… İzlenecek çok film ama çok az zamanım olduğu şuuru (bunu şarkılar, kitaplar vs.için de söyleyebiliriz elbette) denebilir buna, kimsenin yabancısı olmadığı bir duygudur bu…
Velhasıl ey okur 2014’ü göstermeden takvim yaprakları bu 51 filmi izleyebileceğimi pek sanmıyorum. Ama izlemeyi umut ediyorum ve size de tavsiye ediyorum… Listem tabii ki kişisel ve o nedenle sizin beklentilerinizle örtüşmeyecektir. Bu liste benim 2013’te izlemeyi düşündüğüm/umduğum filmlerdir ve tüm sorumluluk bana aittir. 1. film ile 51. film arasında bir derecelendirme durumu da yoktur…
http://www.youtube.com/watch?v=69YPDuIVwrQ
http://www.youtube.com/watch?v=MLDfX1bbbq0
GANGSTER SQUAD: 40’lar 50’ler her zaman ilgi çekici gelmiştir bana… Bir de buna Sean Penn’in varlığı da eklenince merak edilenler listeme girmeyi başardı Gangster Squad…
http://www.youtube.com/watch?v=bRVvEHk7xOs
$ELLEBRITY: Ünlülerin fotoğrafçısı Kevin Mazur ünlülerle söyleşerek bir belgesele imza atmış. Bilmediğimiz bir şey söyleme ihtimali düşük olsa da bir fotoğrafçının belgeleme serüveni ilgi çekici olabilir. Kadroda yabana atılır gibi değil…
http://www.youtube.com/watch?v=SA2f35fGyzk
ZERO DARK THIRTY: Kathryn Bigelow Oscar’ın ardından sahne alıyor. Konu çok Amerikan: Usame Bin Ladin… Yoksa Ladin tüm Dünyanın sorunu muydu, izleyip göreceğiz.
http://www.youtube.com/watch?v=YxC_JNz5Vbg
THE LAST STAND: Arnold Schwarzenegger’in geri dönüş yılı adeta… Kocaman silahlar, güneş gözlükleri ile bol aksiyon vaadine bir de Koreli yönetmen Jee-woon Kim faktörü eklenince eğlenceli bir şeyler izleme şansımız olacağa benziyor.
http://www.youtube.com/watch?v=qUFGVlE1GNQ
HANSEL AND GRETEL WITCH HUNTERS: Geçen yıl Lincoln’ü elinde baltasıyla vampir avlarken gördüğümüze göre Hansel ve Gretel’in makus talihlerini değiştirip cadı avcısı olmaları şaşırtıcı olmayacak bizler için…
http://www.youtube.com/watch?v=mAzqMhVHh0c
PARKER: Filmografisinde The Devil’s Advocate, Dolores Claiborne, Ray gibi işler olan Taylor Hackford’a ilgisiz kalmamız düşünülemez. Kadroda ayrıca Nick Nolte, Jason Statham ve Jennifer Lopez bulunuyor. Ben en son Lopez ve Nolte’u U-Turn’de birlikte izlemiştim. O günden beridir de Jennifer’in oyunculuk yerine şarkıcılık yapmasını yadırgamaktayım…
http://www.youtube.com/watch?v=CJ4Nsu2tXTk
MOVIE 43: Paris I Love You etkisinde kolaj çalışmaları devam ediyor. Bu sefer ki kolaj komedi türünde…
http://www.youtube.com/watch?v=8jDp2D2zWMI
STAND UP GUYS: Al Pacino, Alan Arkin, Christopher Walken’in yer aldığı bir film merak edilmez mi?
http://www.youtube.com/watch?v=WIYPXFYsJmM
SOUND CITY: Kayıt stüdyoları ve müzik üstüne bir belgesel…
http://www.youtube.com/watch?v=HQoOfiLz1G4
SIDE EFFECTS: Soderbergh sevenlere…
http://www.youtube.com/watch?v=5jQq6BiT-eI
A GOOD DAY TO DIE HARD: Yippee Ki- Yay…
http://www.youtube.com/watch?v=oW9uT2wQFC0
ESCAPE FROM PLANET EARTH: Canavarlar, espriler ve animasyonun gücü..
http://www.youtube.com/watch?v=hxgYptNF7hc
STOKER: Koreli yönetmen Chan-Wook Park yönetiyor. Bir Oldboy etkisi yaratır mı, bilmiyorum. Nicole Kidman’lı kadrosuyla çok şey vaad eder gibi…
http://www.youtube.com/watch?v=JNpDG4WR_74
THE ABCs of DEATH: Bu sefer bir korku kolajı geliyor.
http://www.youtube.com/watch?v=BqKeFZU0g0w
OZ: THE GREAT AND POWERFULL: ABD aslında Sam Amca kadar Oz diyarıdır da… Sam Raimi’nin elinden çıkma bir Oz heyecanlandırıcı bir düşünce…
http://www.youtube.com/watch?v=_1NGnVLDPog
THE CROODS: Tarih öncesinde geçen bir DreamWorks animasyonu…
http://www.youtube.com/watch?v=fzA2q-aiZYU
OBLIVION:Tom Cruise ve bilim kurgu…
http://www.youtube.com/watch?v=OpazwrV2YA0
IRON MAN 3: Demir Adam çizgi romanda kazanamadığı başarıyı sinemada sürdürmeye devam ediyor.
http://www.youtube.com/watch?v=1mKwAYaAZNg
THE GREAT GATSBY: Di Caprio ve Baz Luhrmann bir aradalar… Eser Amerika’nın en önemli romanlarından biri… Bakalım film ne kadar muhteşem?
http://www.youtube.com/watch?v=KV6Bkz9qXwA
STAR TREK INTO DARKNESS: J. J. Abrams dizi işindeki iniş çıkışlarına rağmen sinemada emin adımlarla ilerlemeyi sürdürüyor. İlki iyiydi ikincisi de iyi olacaktır eminim.
http://www.youtube.com/watch?v=cvEce6sz2xM
EPIC: Miyazaki’yi çağrıştırdığı söylenen bir ABD animasyonu… Kadro Ice Age ve Rio’dan tanıdık isimlerden oluşunca neden olmasın ki diyor insan içinden?
http://www.youtube.com/watch?v=-xu3JLXfuwQ
AFTER EARTH: Shyamalan’ın her filmini ısrarla (tüm hayalkırıklıklarına rağmen) izlemeye devam edeceğimi belirtmek isterim.
http://www.youtube.com/watch?v=e2qdvELqskc
MAN OF STEEL: Superman uçar gider…
http://www.youtube.com/watch?v=KVu3gS7iJu4
WORLD WAR Z: Brad Pitt bir zombie filminde rol almışsa seyretmekten başka bir şansımız yok sanırım.
http://www.youtube.com/watch?v=HcwTxRuq-uk
KICK ASS 2: Çok başarılı bir çizgi romanın çok başarılı uyarlamasından sonra elbette ikincisi de izlenir.
http://www.youtube.com/watch?v=uls0VHm7LjA
THE LONE LONGER: Johnny Depp bir westernde…
http://www.youtube.com/watch?v=LEHHDTkEtyU
PACIFIC RIM: Guillermo del Toro yönetmen koltuğunda, Idris Elba Başrolde…
http://www.youtube.com/watch?v=2vKz7WnU83E
THE CONJURING: James Wan’ın korku filmi oldukça iyi görünüyor.
http://www.youtube.com/watch?v=0SQI16dCs58
THE WOLVERINE: Demir Pençeli X- Men üyesi tekrar beyazperdede buluyor kendini…
http://www.youtube.com/watch?v=ULKCX2Z26_A
THE SMURFS 2: Şirinler bir kez daha sinema salonlarını mavi dünyalarının ışığıyla dolduracaklar..
http://www.youtube.com/watch?v=vBWycuhsfq0
ELYSIUM: Matt Damon bir bilim kurgu ile karşımızda…
http://www.youtube.com/watch?v=ogm8AjJTpUY
2 GUNS: İzlandalı yönetmen Baltasar Kormakur başrollerinde Denzel Washington ve Mark Wahlberg olan bir aksiyon filmiyle karşımıza çıkıyor. 101 Reykjavik’den 2 Guns’a evrilen Kormakur filmografisine bir bakış önemli veriler elde etmemizi sağlayabilir. Acaba İzlanda’dan ne kadarını getirebildi Kormakur?
INSIDIOUS 2: İlk filmi beğenenlere tavsiye olunur.
http://www.youtube.com/watch?v=ytoACyikGvo
RIDDICK: Vin Diesel tekrar Riddick olamktan vazgeçmedikçe biz de izlemekten vazgeçmeyeceğiz.
http://www.youtube.com/watch?v=cQ5GjRu_uMY
RUSH: Ron Howard bir spor filmiyle geri dönüyor. Daniel Brühl başrolde yer alıyor.
http://www.youtube.com/watch?v=0peowCAPGeQ
SIN CITY A DAME TO KILL FOR: Frank Miller Roberto Rodriguez işbirliği devam ediyor.
http://www.youtube.com/watch?v=UCPTWa-eP-8
OLDBOY: Dikkat Spike Lee!!!
http://www.youtube.com/watch?v=ONFoLHnG6Xs
CAPTAIN PHILLIPS: Tom Hanks’in başrolünde yer aldığı film enteresan olabilir.
MALAVITA: Luc Besson, Robert de Niro, Tommy Lee Jones ve Michelle Pfeiffer aynı filmdeyse, biz onu izlemeliyiz diye düşünüyorum.
ENDER’S GAME: Bir fantastik kitap uyarlaması daha… Shannara ve Zaman Çarkı’nı da sinemada izlemek istiyoruz ey yapımcılar…
http://www.youtube.com/watch?v=gyE4pJVx88E
THOR THE DARK WORLD: Çekiç taşıyan Tanrı gene sinema salonlarını bir kez daha ziyaret edecek…
http://www.youtube.com/watch?v=soDCSvP626w
THE HUNGER GAMES:CATCHING FIRE Açlık oyunları kaldığı yerden yoluna devam ediyor.
HOBBIT: THE DESOLATION OF SMAUG: Smaug’a doğru yolculuk devam edecek.
http://www.youtube.com/watch?v=0MD8GOS2tQ4
JACK RYAN: Oyuncu – yönetmen Kenneth Branagh bir aksiyonla karşımızda…
DJANGO UNCHAINED: Bu konuda daha detaylı bir yazıya buradan bakabilirsiniz.
http://www.bakiniz.com/django-unchainedi-beklerken/
http://www.youtube.com/watch?v=A37n0zAd1DM
THE ZERO THEOREM: Terry Gilliam faktörü her daim sizi şaşırtmaya devam edecektir. İhmal etmeyin.
MACHETE KILLERS: Roberto Rodriguez ve Machete kaldıkları yerden eğlenmeye devam ediyorlar.
http://www.youtube.com/watch?v=-H2ZQF9bJPs
THE LOOK OF LIVE: Winterbottom’dan yeni bir şaşkınlık vesilesi…
WARA NO TATE: Takashi Miike’den yeni bir film, buralara gelir diye ummaktan başka çaremiz yok.
PORCO ROSSO 2: Hayao Miyazaki 1992 yapımı animasyonun ikincisi ile vizyonda olacak..
KAGUYAHİME NO MONOGATARİ: Isao Takahata’nın yönettiği Studio Ghibli animasyonu. Takahata’yı Hotaru Na Haka (Grave of the Fireflies) adlı şaheserinden hatırlayabilirsiniz.
Sevgili okur, başlığı okuduğunda benim bir liste insanı olduğum hissine kapıldığını biliyorum. Aslında hiç öyle bir planlama durumum yoktur, akışına bırakan insanlardanımdır ben.. Hele söz konusu sinemaysa olayın haberler, trailer vs. bölümünden çok rast geleliğine inanır ve öyle davranırım. O yüzden bir yıl değerlendirmesi yapmaya kalksam eski tarihli filmler her daim yenilerden daha fazla öne çıkar. Her film yeni bir deneyimdir ki bu sinema sitesini incelemekteyseniz bunu bilirsiniz zaten. Peki neden bir 2013 listesi yaptım sanırım bu bir yeni yıl kararı hani yüzlerce karar alırsınız ve çok azını yerine getirirsiniz ya benimki de böyle bir durum… 2013 yılını çok ama çok planlı geçirmeye karar verdim sinema açısından… İzlenecek çok film ama çok az zamanım olduğu şuuru (bunu şarkılar, kitaplar vs.için de söyleyebiliriz elbette) denebilir buna, kimsenin yabancısı olmadığı bir duygudur bu…
Velhasıl ey okur 2014’ü göstermeden takvim yaprakları bu 51 filmi izleyebileceğimi pek sanmıyorum. Ama izlemeyi umut ediyorum ve size de tavsiye ediyorum… Listem tabii ki kişisel ve o nedenle sizin beklentilerinizle örtüşmeyecektir. Bu liste benim 2013’te izlemeyi düşündüğüm/umduğum filmlerdir ve tüm sorumluluk bana aittir. 1. film ile 51. film arasında bir derecelendirme durumu da yoktur…
http://www.youtube.com/watch?v=69YPDuIVwrQ
http://www.youtube.com/watch?v=MLDfX1bbbq0
GANGSTER SQUAD: 40’lar 50’ler her zaman ilgi çekici gelmiştir bana… Bir de buna Sean Penn’in varlığı da eklenince merak edilenler listeme girmeyi başardı Gangster Squad…
http://www.youtube.com/watch?v=bRVvEHk7xOs
$ELLEBRITY: Ünlülerin fotoğrafçısı Kevin Mazur ünlülerle söyleşerek bir belgesele imza atmış. Bilmediğimiz bir şey söyleme ihtimali düşük olsa da bir fotoğrafçının belgeleme serüveni ilgi çekici olabilir. Kadroda yabana atılır gibi değil…
http://www.youtube.com/watch?v=SA2f35fGyzk
ZERO DARK THIRTY: Kathryn Bigelow Oscar’ın ardından sahne alıyor. Konu çok Amerikan: Usame Bin Ladin… Yoksa Ladin tüm Dünyanın sorunu muydu, izleyip göreceğiz.
http://www.youtube.com/watch?v=YxC_JNz5Vbg
THE LAST STAND: Arnold Schwarzenegger’in geri dönüş yılı adeta… Kocaman silahlar, güneş gözlükleri ile bol aksiyon vaadine bir de Koreli yönetmen Jee-woon Kim faktörü eklenince eğlenceli bir şeyler izleme şansımız olacağa benziyor.
http://www.youtube.com/watch?v=qUFGVlE1GNQ
HANSEL AND GRETEL WITCH HUNTERS: Geçen yıl Lincoln’ü elinde baltasıyla vampir avlarken gördüğümüze göre Hansel ve Gretel’in makus talihlerini değiştirip cadı avcısı olmaları şaşırtıcı olmayacak bizler için…
http://www.youtube.com/watch?v=mAzqMhVHh0c
PARKER: Filmografisinde The Devil’s Advocate, Dolores Claiborne, Ray gibi işler olan Taylor Hackford’a ilgisiz kalmamız düşünülemez. Kadroda ayrıca Nick Nolte, Jason Statham ve Jennifer Lopez bulunuyor. Ben en son Lopez ve Nolte’u U-Turn’de birlikte izlemiştim. O günden beridir de Jennifer’in oyunculuk yerine şarkıcılık yapmasını yadırgamaktayım…
http://www.youtube.com/watch?v=CJ4Nsu2tXTk
MOVIE 43: Paris I Love You etkisinde kolaj çalışmaları devam ediyor. Bu sefer ki kolaj komedi türünde…
http://www.youtube.com/watch?v=8jDp2D2zWMI
STAND UP GUYS: Al Pacino, Alan Arkin, Christopher Walken’in yer aldığı bir film merak edilmez mi?
http://www.youtube.com/watch?v=WIYPXFYsJmM
SOUND CITY: Kayıt stüdyoları ve müzik üstüne bir belgesel…
http://www.youtube.com/watch?v=HQoOfiLz1G4
SIDE EFFECTS: Soderbergh sevenlere…
http://www.youtube.com/watch?v=5jQq6BiT-eI
A GOOD DAY TO DIE HARD: Yippee Ki- Yay…
http://www.youtube.com/watch?v=oW9uT2wQFC0
ESCAPE FROM PLANET EARTH: Canavarlar, espriler ve animasyonun gücü..
http://www.youtube.com/watch?v=hxgYptNF7hc
STOKER: Koreli yönetmen Chan-Wook Park yönetiyor. Bir Oldboy etkisi yaratır mı, bilmiyorum. Nicole Kidman’lı kadrosuyla çok şey vaad eder gibi…
http://www.youtube.com/watch?v=JNpDG4WR_74
THE ABCs of DEATH: Bu sefer bir korku kolajı geliyor.
http://www.youtube.com/watch?v=BqKeFZU0g0w
OZ: THE GREAT AND POWERFULL: ABD aslında Sam Amca kadar Oz diyarıdır da… Sam Raimi’nin elinden çıkma bir Oz heyecanlandırıcı bir düşünce…
http://www.youtube.com/watch?v=_1NGnVLDPog
THE CROODS: Tarih öncesinde geçen bir DreamWorks animasyonu…
http://www.youtube.com/watch?v=fzA2q-aiZYU
OBLIVION:Tom Cruise ve bilim kurgu…
http://www.youtube.com/watch?v=OpazwrV2YA0
IRON MAN 3: Demir Adam çizgi romanda kazanamadığı başarıyı sinemada sürdürmeye devam ediyor.
http://www.youtube.com/watch?v=1mKwAYaAZNg
THE GREAT GATSBY: Di Caprio ve Baz Luhrmann bir aradalar… Eser Amerika’nın en önemli romanlarından biri… Bakalım film ne kadar muhteşem?
http://www.youtube.com/watch?v=KV6Bkz9qXwA
STAR TREK INTO DARKNESS: J. J. Abrams dizi işindeki iniş çıkışlarına rağmen sinemada emin adımlarla ilerlemeyi sürdürüyor. İlki iyiydi ikincisi de iyi olacaktır eminim.
http://www.youtube.com/watch?v=cvEce6sz2xM
EPIC: Miyazaki’yi çağrıştırdığı söylenen bir ABD animasyonu… Kadro Ice Age ve Rio’dan tanıdık isimlerden oluşunca neden olmasın ki diyor insan içinden?
http://www.youtube.com/watch?v=-xu3JLXfuwQ
AFTER EARTH: Shyamalan’ın her filmini ısrarla (tüm hayalkırıklıklarına rağmen) izlemeye devam edeceğimi belirtmek isterim.
http://www.youtube.com/watch?v=e2qdvELqskc
MAN OF STEEL: Superman uçar gider…
http://www.youtube.com/watch?v=KVu3gS7iJu4
WORLD WAR Z: Brad Pitt bir zombie filminde rol almışsa seyretmekten başka bir şansımız yok sanırım.
http://www.youtube.com/watch?v=HcwTxRuq-uk
KICK ASS 2: Çok başarılı bir çizgi romanın çok başarılı uyarlamasından sonra elbette ikincisi de izlenir.
http://www.youtube.com/watch?v=uls0VHm7LjA
THE LONE LONGER: Johnny Depp bir westernde…
http://www.youtube.com/watch?v=LEHHDTkEtyU
PACIFIC RIM: Guillermo del Toro yönetmen koltuğunda, Idris Elba Başrolde…
http://www.youtube.com/watch?v=2vKz7WnU83E
THE CONJURING: James Wan’ın korku filmi oldukça iyi görünüyor.
http://www.youtube.com/watch?v=0SQI16dCs58
THE WOLVERINE: Demir Pençeli X- Men üyesi tekrar beyazperdede buluyor kendini…
http://www.youtube.com/watch?v=ULKCX2Z26_A
THE SMURFS 2: Şirinler bir kez daha sinema salonlarını mavi dünyalarının ışığıyla dolduracaklar..
http://www.youtube.com/watch?v=vBWycuhsfq0
ELYSIUM: Matt Damon bir bilim kurgu ile karşımızda…
http://www.youtube.com/watch?v=ogm8AjJTpUY
2 GUNS: İzlandalı yönetmen Baltasar Kormakur başrollerinde Denzel Washington ve Mark Wahlberg olan bir aksiyon filmiyle karşımıza çıkıyor. 101 Reykjavik’den 2 Guns’a evrilen Kormakur filmografisine bir bakış önemli veriler elde etmemizi sağlayabilir. Acaba İzlanda’dan ne kadarını getirebildi Kormakur?
INSIDIOUS 2: İlk filmi beğenenlere tavsiye olunur.
http://www.youtube.com/watch?v=ytoACyikGvo
RIDDICK: Vin Diesel tekrar Riddick olamktan vazgeçmedikçe biz de izlemekten vazgeçmeyeceğiz.
http://www.youtube.com/watch?v=cQ5GjRu_uMY
RUSH: Ron Howard bir spor filmiyle geri dönüyor. Daniel Brühl başrolde yer alıyor.
http://www.youtube.com/watch?v=0peowCAPGeQ
SIN CITY A DAME TO KILL FOR: Frank Miller Roberto Rodriguez işbirliği devam ediyor.
http://www.youtube.com/watch?v=UCPTWa-eP-8
OLDBOY: Dikkat Spike Lee!!!
http://www.youtube.com/watch?v=ONFoLHnG6Xs
CAPTAIN PHILLIPS: Tom Hanks’in başrolünde yer aldığı film enteresan olabilir.
MALAVITA: Luc Besson, Robert de Niro, Tommy Lee Jones ve Michelle Pfeiffer aynı filmdeyse, biz onu izlemeliyiz diye düşünüyorum.
ENDER’S GAME: Bir fantastik kitap uyarlaması daha… Shannara ve Zaman Çarkı’nı da sinemada izlemek istiyoruz ey yapımcılar…
http://www.youtube.com/watch?v=gyE4pJVx88E
THOR THE DARK WORLD: Çekiç taşıyan Tanrı gene sinema salonlarını bir kez daha ziyaret edecek…
http://www.youtube.com/watch?v=soDCSvP626w
THE HUNGER GAMES:CATCHING FIRE Açlık oyunları kaldığı yerden yoluna devam ediyor.
HOBBIT: THE DESOLATION OF SMAUG: Smaug’a doğru yolculuk devam edecek.
http://www.youtube.com/watch?v=0MD8GOS2tQ4
JACK RYAN: Oyuncu – yönetmen Kenneth Branagh bir aksiyonla karşımızda…
DJANGO UNCHAINED: Bu konuda daha detaylı bir yazıya buradan bakabilirsiniz.
http://www.bakiniz.com/django-unchainedi-beklerken/
http://www.youtube.com/watch?v=A37n0zAd1DM
THE ZERO THEOREM: Terry Gilliam faktörü her daim sizi şaşırtmaya devam edecektir. İhmal etmeyin.
MACHETE KILLERS: Roberto Rodriguez ve Machete kaldıkları yerden eğlenmeye devam ediyorlar.
http://www.youtube.com/watch?v=-H2ZQF9bJPs
THE LOOK OF LIVE: Winterbottom’dan yeni bir şaşkınlık vesilesi…
WARA NO TATE: Takashi Miike’den yeni bir film, buralara gelir diye ummaktan başka çaremiz yok.
PORCO ROSSO 2: Hayao Miyazaki 1992 yapımı animasyonun ikincisi ile vizyonda olacak..
KAGUYAHİME NO MONOGATARİ: Isao Takahata’nın yönettiği Studio Ghibli animasyonu. Takahata’yı Hotaru Na Haka (Grave of the Fireflies) adlı şaheserinden hatırlayabilirsiniz.
6 Ocak 2013 Pazar
5 Aralık 2012 Çarşamba
ZAMAN DURUNCA
Durdum.. Zaman da durdu sanki... İçimdeki saat işlemiyor... Varım nefes alıyorum ama kalabalığın içinde bir ruh gibiyim... Hiçbir şeyin parçası olamıyorum... Kopuk herşey... Anlamsız...
Duyularımdan hangisini kullanıyorum?... Baktığım ama görmediğim, kokusunu aldığım ama zihnimde kapılar açmayan, dokunduğum ama bir taş gibi hissettiğim anlar o kadar çok ki... Kaybettiğim izleri, kokuları, renkleri bulmak için hangi duyuma sığınmalıyım?.. Tek bir kokuyla binlerce çağrışımın kapısı açılırken şimdi binlerce koku tek bir çağrışım uyandırmıyor zihnimde... Dinliyorum insanları bütün çabamla ama duymuyorum... Kaderin sessizleştiği anlar vardır hayatta... Sanki herşey bu kadarmış, senden yana insanların ve Allah'ın umudu kalmamış gibi... Senin kendinle ilgili beklentilerin de yok olmuştur... Beton bir bloğa gömülmüş gibisindir.. Herşeyi farkedersin ama hiçbir şey yapamazsın...Yolculuğun sonunu görürsün ama yolu değiştiremezsin...
Rüyalarım hızla benden uzaklaşıyorlar... Yeni rüyalar da görmüyorum ne zamandır... Herşeyi yapma özgürlüğüm var ama içinde olduğum trenden inemiyorum... Bazen hızla gidiyor her şey ve bazen de duruveriyor herşey....
Zaman durunca düşünebiliyorsun da; şimdi olduğu gibi....
Bitmemiş öyküler, hallerimiz tek bir albüme sığar mı?
4 Ekim 2012 Perşembe
EYLÜLDEN SONRA
EYLÜLDEN SONRA
" eylül toparlandı gitti işte
ekim filan da gider bu gidişle
tarihe gömülen koca koca atlar
tarihe gömülür o kadar
Turgut Uyar
" eylül toparlandı gitti işte
ekim filan da gider bu gidişle
tarihe gömülen koca koca atlar
tarihe gömülür o kadar
Turgut Uyar
Ömrümüzden bir Eylül daha geride kaldı…
Sen nisansın daha, ben sarı eylül
Sen goncasın açan, ben kuruyan gül
Sen alev alevsin, ben savrulan kül
Saçıma ak düştü, yüzüme yıllar
Bahar sende kalsın, bende acılar
Gidenler dönmezler, beni bekleme
Kalmasın hatıram, resimleri isteme
Elveda diyorsun, sakın gel deme
Saçıma ak düştü, yüzüme yıllar
Bahar sende kalsın, bende acılar
Güfte: Yaşar Bedük
Beste: Bekir Mutlu
Makam: Aşkefza
Sevmek zamanı…
Halil Meral'i hayatından uzak tutmaya çalışır, onun resmiyle yetinmeyi bilir çünkü... Meral bu duruma itiraz eder, o bunu anlamaz aşkta ve yaşamda yetinmek nedir bilmez... Bu yaman çelişki onları ölüme kadar taşır; Başar'ın kurşunları aslında toplumsal sınıfın reddedilişinedir... Sahip olmaya alışmış bir ruh haline Halil'in şahsında itiraz eder yönetmen... Öncelikle bir direniştir aşka rağmen bir direniş; sevmek zamanı... Ama yaşam onu kendine çekmeyi başarır Meral kılığında... Meral'in resmi yetmez bir andan sonra... Ölümün/cezanın resimden vazgeçildiği anda gelmesi de alt sınıftakilerin üst sınıfa ait tasavvurdan vazgeçip gerçeğin peşinden gittiğinde yaşadığı yok oluşun bir simgesidir. Sevmek zamanını sınıfsal bir film gibi değerlendirmek filmin derinlikli, duyarlı bakış açısına haksızlık olacaktır. İçinde barındırdığı derin sembolizm, ışık/gölge oyunları, siyah beyaz pelikülün verdiği melal duygusu, resim tadındaki kadrajlarıyla sevmek zamanı şimdi çok uzak olduğumuz bir duyarlılığın da filmi... Türk sanat müziğinin tınıları gibi filmde uzak bir çağın seslerini hissedişlerini yansıtıyor... Bir tereddüdün romanının yazıldığı günleri bugünün kararlı, herşey hakkında konuşan (bilen/yorumlayan) insanlarına anlatmak güç bir iş... Aşkı bir resme sığdıran yüreği günümüz koşullarında kavramak elde etmediğini yok sayan bir dünyada duyumsamak oldukça zorlu bir gönül yolculuğu gerektiriyor. Metin Erksan'ın bize gösterdiği o İstanbul kadar uzak , o insanlar, o anlayış...
Sonra kaç Eylül daha geçer sevmek zamanının üstünden kimbilir… Aşkı örtecekse eğer bir şeyler bu en çok hazan yapraklarına yaraşır…
Bir Eylül getirdi sevgini bana
İçime bir ateş düştü ki, sorma
Yıllardır açmayan gönül çiçeğim
O sefer bir açış açtı ki, sorma
Yaklaşınca her yıl halâ titrerim
Sevmek zamanına Eylüldür derim.
O hazan gözlerin hüzün yerine
öyle bir sevinci seçti ki, sorma
Susayan yüreğim su yerine
Bir kadeh sevgiyi içti ki, sorma
Yaklaşınca her yıl halâ titrerim
sevmek zamanına Eylüldür derim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










