Çiğdem Sezer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çiğdem Sezer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2013 Pazartesi

Kalbim Dönene Kadar



“lirik şiirler yazıyorum
eve dönsün diye kalbim” (Çiğdem Sezer)

Şu sıralar yazıyla hayat arasında bir sıkışıklık var…

Bu kadar çok yazma isteği ile doluyken tek bir kelime bile söyleyememem; ancak böyle açıklayabiliyorum. Başlangıçlar ve bitişler her an bizimle beraberler. Bazen bitmesin istediklerimiz elimizden kayıp gidiveriyor, başlamasın dediğimiz şeyler ise saçımızdaki beyaz saç teli gibi bir sabah aynada karşımıza dikiliveriyor.

Hayatım dediğim şeyin hiçbir biçimde belirleyicisi olmadığımı bana her şey tekrar ve tekrar hatırlatıyor. Biliyorum kelimeler değiştirmiyor kaderi…

Bütün yaptığım belki de sadece budur: Kalbimi aramak… Hangi telaşın içinde yitirdim bilmiyorum… Kim götürdü kalbimi parça parça… Sevdiğin ve seni seven herkes götürür kalbinden birer parça… “Gönül vermek” o yüzden anlamlı bir tabirdir… Gerçekten verirsin kalbini…

Ama en çok, kendim çaldım aklımla kalbimden nice rol… Kalbe ihanet en çok sahibince yapılır öyle değil mi?…

Şimdi kalbimi bekliyorum: uzun bir yolculuktan dönsün diye…


“daha diyorum, daha, uzağa...
çarmıhta kuruyan kana
inkâra ve imana.... daha
yol almalısın kalbim
inanmak için kendinden başka
hiçbir şeyin kalmadığına

ah işte o zaman yaranın ne kadar derin
ve suyun imkânsız olduğunu
anladığında
dönmelisin

kalbim, güzel evim” (Çiğdem Sezer)

19 Nisan 2012 Perşembe

İKİ KALP





"iki kalp bağışla bana
  iki kış
  hiç durmadan yağsın kar" Çiğdem Sezer

uzaktasın... elini tutamayacağım, gözlerine bakamayacağım kadar uzakta... gökyüzü dışında fazlaca ortak bir yan yok aramızda... aynı aya bakıyoruz, aynı güneşin altında yürüyoruz... aynı lodosta saçlarımız uçuşuyor... ve aynı yağmur düşüyor penceremize... gerisi başka yaşamlar... insanlar başka başka... yüzler ve ruhlar bambaşka...

ne kadar uzakta olursan ol burada bir konukevi kalbim sana... geçmişimizdeki konukevleri kadar gerçek... seni bekleyecek hep beklediği gibi... sen arada sırada uğrayacaksın... bazen bir sözle, bazen bir tebessümle... mevsimler geçecek, yaşlanmaya ve  hayattan umutlarımızı azaltmaya devam edeceğiz... geçmiş denen şeyi hatırladıkça acı bir tat düğümlenecek boğazımızda... keşkeler birbirini kovalayacak... ama ne kadar çok keşke girse de aramıza orada kalmaya devam edeceksin...

kalbim ilk evsahibin, sen ilk konuğusun ve son... yoksa biliyorum bende; "zordur paslı bir kilide anahtar olmak..."


"iki kalp bağışla bana
-yeter ki-
hem çırağım hem usta

buradan bakınca sır
ordan bakınca ayna"Çiğdem Sezer



13 Ağustos 2010 Cuma

YAĞMURDAN SIRILSIKLAM OLMA HALİ...






“yol uzun / uzak / kalbimizden başka pusula da yok gövdemizin ucunda...”
sezai karakoç
Seni ne zaman sevdiğimi hatırlasam; yağmur yağar... ve seni ne kadar çok sevdiğimi anlasam; dolu yağar, rüzgarlar eser üzerimize... sevgi süreklilik hali değildir andır gelir ve geçer... o halde bir derviş gibi kalamaz insan... ateş içindedir ve bazen güçlü yanar ve bazen yetersiz... ama o ateş oksijen oldukça durur kalpte... elbette bazen karbondioksit çoğalır nefes vermeler almalardan yoğun olur... işe öyle anlarda hatırlar ve anlarsın tekrar seni ne kadar çok sevdiğini kalbimin... ve bu kalp hali meteorolojik bir olaya dönüşüverir...yağmur yağar...
bebek gözleriyle bana bakıp; başına taçlar takmayı denediğin anlar var ya... taç takmayı isteyip de takamadığın anlar... tıpkı terlik giymek isteyip o kocaman terliklerin ancak tekine sığan minik ayaklarının ikisini birden terliğe soktuğun anlar var ya... o zaman içimin tüm yağmurları şehre yağsın istiyorum... sana alice harikalar diyarında bir gezi sunsam...ben peşinden koştuğun tavşan olsam...birlikte atlayıversek o dehlize...kendi dünyamızda yaşasak... belki o zaman su yerine oraya sevdiğin şeftalilerden yağardı yağmur...
Bazen aklıma takılıyor... yağmurlar söz konusu olunca ormanlar... nefes almak için onlara ihtiyacımız var ya; o yüzden ağaçlarımızdan söz etmiyor kimse...arılar ve polenlerden yılanlar ve farelerden oluşan dengelerden söz ediyor ders kitapları ama hepimizin nefes alıp verebilmesi için bu dünyada sadece bize ait ağaçlarımız olduğundan bahsetmiyor kimse... bu insan bencilliği sanırım kimseye bağımlı olmadan yaşamayı seviyoruz...dengelerüstü olma halini seviyoruz tüm ağır bedellerine rağmen... ormanların soluk alıp vermesi gerek yaşamak için... seni sevdiğimi anlayıp hatırladığım her anda daha derin bir nefes alıyor orman... ve üstüne bir bulut geliyor ve yağıyor yağmur... ve oksijen en ücra hücrelerime ulaşıyor yenileniyorum...
“bense hala seni seviyorum
bu gezegende hayat var
diyebilmenin biricik yolu buymuş
gibi geliyor
başka dil bilmiyorum
bu yüzden bir yara gibi seni
kendimde gezdiriyorum” çiğdem sezer
Hepimiz ekonomi sayfalarında açlık ve susuzluktan ölmemek için gerekli sayısal verileri ekmeğin ve suyun bedellerini ödeme yollarını konuşup duruyoruz... halbuki açlıktan bir haftada, susuzluktan 3 günde ölen beden oksijensizlikten 2 dakikada ölüveriyor... ama kimse sanırım şimdilik bedava diye oksijensizlikten söz etmiyor... ama ben sensizliğin ne demek olduğunu biliyorum... ve bundan söz ediyorum... sensizlik oksijensizlik.... ne kadar çok şimşek çakarsa gökyüzünde o kadar çok oksijen olacak... yağmur yağmalı ki nefes alabilelim seninle...
“bizim hiç evimiz olmadı yağmurdan
bak “biz” dedim, iki deniz
iki yara , birbirine kapanan...
iki yetim birbirinde kaybolan” çiğdem sezer
Kelebeklerin zamanı geçti...rüyalar karanlığa saklandı... yine de yağmur yağdı kalbime, sele kapıldı ruhum, sen ay’dın işte yağmurda ıslanana selde sürüklenene ışık olan... ve ay gözlerini kapadı ay beni görmez oldu ama ben hala ay’ı görüyorum içimde koca bir boşlukla.. görmek ama görülmemek kanatır ruhu... budur ruhumun cezası...
Rüzgarlarıyla meşhur bir kentten geçiyorum... ağaçlara ve rüzgara oraya ait düşsel varlıklara yağmurun selamını iletiyorum... sonra bir su kenarı... sabah ezanına yakın... hatırlıyorum bütün yağmurlarımızı üsütümüze yağan ve ıslandığımız bütün yağmurları...
Biliyor musun seni sevdiğimi biliyor gökyüzü ama sen bilmiyorsun ve unutuyorsun... yağmurlar birer hatırlatıcı;senin için en çok...
14.08.2010